|
1- SÜNNET OLMAK BİR İSLAM GELENEĞİMİDİR ?
2-SÜNNET OLAYININ İSLAMİ AÇIDAN HÜKMÜ NEDİR ?
3-BÜYÜK YAŞTA MÜSLÜMAN OLAN BİR ADAMIN SÜNNET OLMASI ŞART MI ?
Sünnet olmak fıtratın bir gereğidir. İlk kez İbrahim (as) sünnet olmuştur.
Peygamberimiz de fıtri sünnetleri sayarken sünnet olmayı ilk sırada
zikretmiştir. Bugün yapılan tıbbi araştırmalarda da sünnet olmayan
erkeklerle evli olan kadınlarda görülen rahim kanserinin sünnetli erkeklerle
evli olan kadınlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İbrahim (as) dan
kalan bu fıtri sünnet asırlardır Müslümanların geleneği haline gelmiştir.
Durum böyle olsa da sünnet olmak Müslüman olmanın bir şartı değildir.
Dolayısıyla büyük yaşta Müslüman olanlar sünnet olurlarsa iyi bir iş yapmış
olurlar. İbrahim (as)'ın seksen yaşında sünnet olduğu unutulmamalıdır. Ama
sünnet olmak istemezlerse onlar bu işe zorlanamazlar.
SÜNNET (Hitan):Erkek üreme organının uç kısmında bulunan
deri parçasının kesilmesi, hitan.Kur'ân'da "Sünnet" (hıtan) ile ilgili bir
âyet bulunmamakla birlikte, müslümanlığın simgesi olarak kabul edilmiştir.
Geçmişi Hz. İbrahim'e kadar varan sünnet, câhiliye devri arapları arasında
da devam edegelen bir âdetti. Araplarda hem kadın hem de erkekler sünnet
edilirdi. Erkeğin sünneti için "hıtan" kadınların sünneti için "hafd"
kelimesini kullanmaktaydılar. Ancak "el-hıtanan" ifadesi sünnet edilen yer
anlamına hem kadın hem erkek için müşterek kullanılır. Bunların birbirine
değmesi gusulü gerektirir (Buhârî, Gusl, 28; Müslim, Hayz, 8; Ebu Davud
Tahare, 81, 83).
İslam öncesi Arabistan'da sünnet bir Hijyen tedbiri olarak
düşünülmüştür (M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev. Salih Tuğ, İstanbul
1973, s. 291). Araplarda sünnet bir temizlik ve güzelleşme operasyonu olarak
kabul edilir. Bundan dolayı sünnet karşılığında "taharet" kelimesi de
kullanılmaktadır (Karslızade Cemalettin, Me'debetül-Hıtân, İstanbul 1252 H.,
s
Hz. Peygamber, ileri yaşlarda müslüman olanlara, 80 yaşlarında da olsalar
"Üzerinizdeki (İslâm'ın hoşlanmadığı) fazla kılları temizle, traş et ve
sünnet ol" buyururdu (Kenzul-Ummâl, I, 263).
Babanın görevi, çocuğun sünnetini, onun doğumunun ilk günlerinde yerine
getirmesi, düşünmesi ve böyle yapmanın daha uygun olduğunu bilmesidir.
Böylece çocuk kendini tanımaya başlayıp temyiz çağına geldiğinde kendisini
sünnet olmuş bulur. İleride bundan ötürü kendi kendisini hesaba çekmez.
İçinde herhangi bir üzüntü ve ürküntü bulunmaz. Gerçekten çocuk akletmeye
başlayıp eşyayı asıl anlamıyla anlamayı idrak edince kendisini sünnet
engelini aşmış olarak görmesi güzel ve kolay bir hava oluşturur.
 |